DEVRİME ADIM ADIM


 
KapıAnasayfaRadyoTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Atatürk, Devletçilik, Erdemir

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
firaarii
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 135
Yaş : 29
Nerden : bilinilmeyenden
Hangi Takımlısınız : beşiktaş
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 02/06/08

Rep puanı
Rep Puanı:
10/1000  (10/1000)
ceza puanı:
0/10  (0/10)
MesajKonu: Atatürk, Devletçilik, Erdemir   Çarş. Tem. 09, 2008 12:03 am

ORHAN BURSALI
Atatürk, Devletçilik, Erdemir

Genelkurmay Başkanlığı , ''Bilgi Çağında ve Teknolojik Gelişmeler Işığında Toplum, Yönetim, Yönetici ve Lider Yaklaşımları'' konulu uluslararası sempozyum düzenledi. Dünyayı değiştiren teknolojik gelişmelerin yarattığı yeni ilişkiler ve özellikler, uzmanlarca tartışıldı. Genelkurmay, çağı belirleyen yeni ana kavramları ve çok yönlü etkilenmeleri yakından izliyor.

Sempozyumun ev sahipliğini Genelkurmay II. Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ yaptı. Sayın Başbuğ, kapsamlı konuşmasında, bilgi toplumu kavramını tartıştı ve sorular yöneltti. Aynı şekilde, liderliğin tanımı üzerinde durdu. Burada şimdilik, Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin ilkeleri arasında saydığı devletçilik kavramıyla, bugünkü güncel gelişmeler arasındaki ilişkiye değineceğim.

****

Sayın Başbuğ'a göre, akla ve pozitif bilime dayalı laiklik, ulusal egemenlik, ulus devlet ve tam bağımsızlığın yanı sıra, ''Devletçilik'' de Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin ilkelerinden biri.

Atatürkçü Düşünce Sistemi, Mustafa Kemal dönemine ait, geçmişe ilişkin ilkeleri mi anlatıyor, yoksa günümüzde uyulması önerilen bir ilkeler bütünlüğünü mü? Başbuğ'un konuşmasında ''Devletçilik'' , bu soru çerçevesinde gri alandadır ve tartışılmayı beklemektedir.

Devletçilik, Atatürk'ün sermaye birikimi ve burjuvazisi olmayan ülkenin çözümüdür. Burjuvazi de geliştirilmeye çalışılmaktadır. Başbuğ, Atatürk'ten alıntılıyor: ''Türkiye'nin uyguladığı devletçilik sistemi... Sosyalizm kuramcılarının ileri sürdükleri fikirlerden alınarak tercüme edilmiş bir sistem değildir. Bu, Türkiye'nin ihtiyaçlarından doğmuş bir sistemdir.''

Ve Başbuğ bugün için bir sonuç çıkarıyor: ''O'nun bu sözlerinden de devletçilik anlayışındaki hâkim faktörün, Türkiye'nin ihtiyaçları olduğu görülmektedir.''

Yeniden sorarsak: Devletçilik, o zamanki ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı ve bugün için gündemde olmayan bir konu mu görülmekte? Kısa tartışmamızda gerçi bu konu pek açıklığa kavuşamadı, ama Genelkurmay İkinci Başkanı, devletçiliğin sosyal devlet yönüne vurgu yaptı...

Başbuğ, aslında tamamen katıldığım bir tanım yapıyor: ''Atatürkçü Düşünce Sistemi çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkılmasını temel hedef alan, bu hedefe ulaşmak için akıl ve bilimin yol göstericiliğini kabul eden, dinamik bir dünya görüşüdür.''

Mustafa Kemal de, zaten, ''Manevi miras olarak hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel istikamette aklın ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçım olurlar'' sözleriyle, dinamik bir dünya görüşünü miras bırakmıştır. Çünkü her türlü ''kalıp düşünce'' zamana karşı duramayacak ve yıkılıp gidecektir. Mustafa Kemal ise sonsuzluğu ve sürekliliği aramaktadır...

''Dinamik bir dünya görüşü'' , şüphesiz çağını anlamaya çalışır, doğmalardan arınmıştır. Bu görüşe göre, devletçilik, bir miras olamaz...

****

Ama, Mustafa Kemal'in devletçiliğinden, bir miras vardır. Başbuğ'un da vurguladığı gibi ''Türkiye'nin ihtiyaçları'' .. ''Türkiye'nin ihtiyaçları'' , dinamik düşüncenin itici gücüdür.

Dinamik düşünce ve ülke ihtiyaçları, ''izm'' lerin ''donmuş kalıplarını'' reddeder, onları süregenleştirmez, ama onlardan işine gelenleri ''araç'' olarak kullanır, kullanması gerekir. Devletçilik bir ''izm'' ise, liberalizm ve neoliberalizm de bir diğer uçtaki ''izm'' dir.

O zaman, ''dinamik süreçten'' bakarak şunu tartışmalıyız: Ülke ihtiyacı, orta vadeli olarak neyi gerektiriyor? Ekonomik alanda, temel yönlendirici niteliklere sahip olabilecek örneğin Erdemir, Tüpraş gibi çok önemli potansiyellerin üstelik ''yabancılara'' satılmasını mı?

Bu, ''Türkiye'nin ihtiyacı'' mıdır?

Hiçbir ulusal-uluslararası ayrım yapmayan ve her şeyi satan ekonomik anlayış ''Türkiye'nin ihtiyacı'' mıdır ve bu bakış ülkeyi ''muasır medeniyetin üzerine'' çıkartır mı?

Yoksa, orta vadeli bakıldığında, bugün dinamik düşünce , birkaç ekonomik ''tekeli'' , ülke yararı için dünyaya karşı bir ''savunma'' ve ''saldırı'' burcu olarak kullanmayı mı gerektirir? Ulusun genel çıkarı için?

Bir başka soru: Günümüz dünyasında, devletin seçici alanlarda akılcı yönlendiriciliği olmadan, Türkiye, ''öndekilere'' yetişebilir mi? (Düşünmek ve kıyaslamak için: Çin, Hindistan, Güney Kore, Malezya, Tayland...)

Günümüz Türkiye'sinde devletçilik, ülkeyi bir yere götüremez. Yurttaşının yaratıcılığını öldürür.. Ama, hükümetlerin ekonomide birçok konuda iticiliği, yönlendiriciliği olmadan, elinde bazı temel araçlar olmadan, şu vahşi rekabet dünyasında ülke hiçbir yere varamaz...

Bir Erdemir'i bile alacak sermaye büyüklüğünün olmadığı ülkede, tam serbest piyasa kapitalizmi veya neoliberal anlayışla ''köşeyi dönebileceğimizi'' düşünmek, bizim değil, yabancının, gelişmişin bize dayattığı düşüncedir... Dinamik düşünce, burada nerede?

''Salı'' yazısında bu açıdan Babacan 'ı ve hükümeti tartışacağım...

Cumhuriyet 15.05.2005
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Atatürk, Devletçilik, Erdemir
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Cumhuriyet [ Atatürk ile birlikte Cumhuriyeti tekrar kurun! ]

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
DEVRİME ADIM ADIM :: Devrim :: Atatürk Köşesi :: İlkelerimiz :: Devletçilik-
Buraya geçin: