DEVRİME ADIM ADIM


 
KapıAnasayfaRadyoTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ZAMLARA ZÜLME VE FAŞİŞT TERÖRE KARŞI MÜCADELEYİ YÜKSELTELİM !

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
firaarii
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 135
Yaş : 28
Nerden : bilinilmeyenden
Hangi Takımlısınız : beşiktaş
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 02/06/08

Rep puanı
Rep Puanı:
10/1000  (10/1000)
ceza puanı:
0/10  (0/10)
MesajKonu: ZAMLARA ZÜLME VE FAŞİŞT TERÖRE KARŞI MÜCADELEYİ YÜKSELTELİM !   Perş. Tem. 10, 2008 1:16 am

ZAMLARA ZÜLME VE FAŞİŞT TERÖRE KARŞI MÜCADELEYİ YÜKSELTELİM !


Ekonominin tıkırında gittiği yalanlarını boşa çıkaran zamlar adeta yağmur sağanağı gibi emekçilerin üzerine yağıyor. Zamlar ve yeni vergileri faşist baskı ve terör izliyor. Ekmeğe, suya, ulaşıma, elektriğe tüm halkın temel ihtiyaçlara yine yüklü zam geldi. Ulaşıma yüzde 4 ile 10 oranında, doğal gaz fiyatını yüzde 7,4, elektiğe yüzde 20 ve petrole otamata bağlanmış zamlarla iğneden ipliğe hemen herşeye yüksek zamlar yapıldı. Bununla yetinemyen AKP hükümeti vergi sağanağı yağdırdi. Motorlu taşıtlar vergisine, yüzde 7.2'lik zam, Mobil telefon aboneliğinde alınan Özel İletişim Vergisi tutarı 26 YTL'den 27,8 YTL'ye zam, Çevre Temizlik Vergisi metreküp başına 15 kuruş, vergi cezaları yüzde 7.2, emlak vergisine tabi değerler yüzde 3.6 oranında zam, Trafik cezası ve harç ücretlerine yüzde 7.2 oranında vergiyle zam sağanağı sürdü.
Peki emekçilerin gelirlerinden hiç bir artış olmazken bu kadar zam ve vergi niye?”. Kuşku yok ki yerli ve yabancı sermayeye kaynak yaratmak, borç faiz yükünü emekçilerin sırtına yüklemek ve kirli savaşı finase etmektir. Telekulak, Türban, AKP’nin kapatılması davası ardına gizlenen yeni zamlar ve vergiler emekçilerin zaten zor olan yaşamlarını daha da zor hale getirmektedir.

AKP Hükümeti’nin uyguladığı ekonomi politikalar kuşku yok ki öncelikle emekçileri vuruyor. Gelir dağılımındaki adaletsizlik kendisini her alanda ortaya koyuyor. Enflasyon yoksulluğu ve sefaleti derinleştiriyor ve emekçilerin alım gücünü aşağıya çekiyor. Emperyalizme sıkıca bağlanmış ve orada beslenen TC devletinin ekonomisi borç faiz ödemeye endesklenmiştir. Dünyada sıcak paraya en fazla faiz ödeyen TC devleti 500 milyar dolarla dünyada en çok borcu olan ülkelerin ilk sırasında yer almaktadır. Yüklü iç ve dış borç faizinin ödenebilmesi ve yeni borç akışının sağlanması için daha çok emekçilerin ümüğünü sıkıyor. ABDB merkezli ekonomik sarsıntının sonuçlarını emekçilerin sırtına bindirme yolunu tutan egemen sınıflar ve işbirlikçi AKP hükümeti ilk fırsatta zam ve vergiye başvuruyor.
Tüm abartma ve demogojik açıklamalara rağmen asgari ücret 481 milyon. Açlık sınırnda yaşamak için en azında 700 milyon ücret olması gerekiyor. Türkiye sosyo ekonomik göstergeler hiç te iç açıcı durumda değil. Türkiye'de 16 milyon insanın yoksulluk sınırı altında yaşıyor. Zengin ile fakir arasındaki uçurum tam 72 kat. Bölgeler arası gelişmişlik uçurumu ise içler acısı durumda. Bölge insanın yüzde 60'ı yoksulluk sınırı altında. Kürdistanda yeşil kartlı kişi sayısı 3 milyon 921 bindi. Bölge nüfusunun yüzde 30'unun hiç bir sağlık güvencesi yok. Bölge'de bebek ölüm oranları binde 48.3'tü. Batı'da bir derslik ve bir öğretmene 38 öğrenci, Bölge'de 53 öğrenci düşüyordu. Diğer taraftan memurlara 2008 yılı için yüzde 5 zam ön görülmüştü. Tüm bunların yanı sıra dünyayı küresel ekonomik kriz dalgası sarmıştı. ABD üzerinden dünyaya yayılan kriz yüzünden faizler yükseltiyor, borsalar çöküyordu. Tüm ülkeler kriz karşısında bocalamamak için çırpınırken, Türkiye krizi daha da güçlü şekilde hissediyor ve enflasyon yeniden çiftehanelere yükseliyordu.

Borç faiz sarmalı içinde kıvaranan TC devleti ekonomisi her bakımdan sos veriyor. Yüklü borçların ödenmesi ve döviz girdisinin sağlanması için her yol mübah görülüyor. Kuşku yok ki yeni zaman ve vergi sağanağında Kürt özgürlük direnişinin ezilmesi için yürütülen kirli savaş da önemli bir nedendir. Üretilen ve yaratılan değerler " bölü cülüğü etkisiz hale getirme” adına kirli savaşa kaynak olarak aktarılıyor. Kürt halkının haklı ve meşru ulusal ve demokratik hak istemlerini kan ve zulümle yanıtlayan faşist diktatörlük , daha fazla iç ve dış operasyonlara akıtılan milyarlarca doları emekçilerin sırtına zam ve vergi kamçısı olarak indriliyor
Zam ve vergi sağanağında, Kürt sorununda faşist inkar ve imhada politikalarında israr eden, etmeninde önemli etkisinin olduğunu görmeliyiz. Kaynaklar savunma ve TC devletinin birliğini koruma adına savaşa ayrılıyor. Bunun içinde için, artışsavaş giderlerini sübvansiye etmek için daha fazla zam ve vergi yükleniyor emekçilerin sırtına . Örneğin hükümet 2007 bütçesinde Milli Savunma Bakanlığı'na 13.1 milyar, jandarmaya 3.1 milyar, Emniyet'e 6.5 milyar YTL ayırmıştı. Ama yıl içinde bu rakamlar yükseltilerek MSB ödeneği 18.2 milyar YTL'ye, jandarmanın da 3.2 milyar YTL'ye çıkarılmıştı. 2008 bütçesinde ise MSB'ye 13.9 milyar YTL, jandarmaya 3.3 milyar YTL, Emniyet'e 7 milyar YTL ayrıldı. Diğer kalemlerden ayrılan milyarlık ödemeler ise buna ait değildi. Orduya bu kadar kaynak aktarılmasının nedeni belliydi. Çünkü bölge'de yeniden çatışmalar hız kazanmış, ordu çatışmaları sübvansiye edebilmek için oluk oluk para akıtıyor ve harcıyordu. Ordunun aylık savaş gideri inanılması güçtü ama tam 100 milyon dolardı.
Nitekim yalnızca sınır ötesi kara operasyonunun Türkiye'ye günlük maliyeti 20 milyon dolardı. 8 gün süren operasyonun ülkeye toplam maliyeti ise 160 milyon dolardı. Bu kaynağın emekçilerin cebinde çıkarıldığını dikkate aldığımızda zaman ve vergi sağanağının nereden kaynaklandığı daha iyi görülmektedir.




Keza faşist MGK diktatörlüğü, son zam ve vergilerle yaşam koşulları daha da kötüleşen, gerçek ücretleri eriyen ve yeni zamlarla azalmaya devam edecek olan işçi ve emkeçi yığınların mücadelesini bastırmaya özel önem veriyorlar. Dipten gelen dalganın patlamasının önlenmesi için polis ve jandarmanın yetkileri artırılıyor ve faşist baskı ve terör sınır tanımadan sürüyor. Onlar işçi ve emekçi milyonlaırn sefalete içine itilmesini, Onların sırtından daha azgın bir sömürüyü gerçekleştirmeyi istiyorlar. İşçi sınıfı ve emekçi yığınların omuzuna bindirdikleri ağır yükün altında ezilmesini, buna karşı mücadelenin ise “yıkıcılık ve bölücülük” çığlıklarıyla zalimce bastırılıp, ezilmesini istiyorlar. AKP hükümetinin, askeri yetkililerin ve devletin ülvi yöneticilerinin ve egemen sınıfların ve burjuva düzen partileirnin ağızlarından düşürmedikleri ” yıkıcılık ve bölücülüğe mücadele tedbirleri” işte bu isteğin sonucudur.


Egemen sınıflar bir yandan emekçi halkı korku duvarı içinde tutmak için, faşist baskı ve terörü yoğunlaştırırken, diğer yandan kendi aralarında amansızca boğuşuyorlar. Sömürüden daha fazla pay almak, daha fazla efendileri emperyalistlerle birlikte emekçi yığınlaır soymak, zenginlerine zenginlik katmak amacıyla amansız bir dalaş içinde bulunuyorlar. Çünkü yağmanın sağlama bağlanmasında ve kendi aralarındaki mücadele üstünlük kurma da devlet cihazının control edilmesinin büyük önemi vardır. Bu bakımdan devletin önemli mevzileirni ele geçirmek ve yada devlet yönetiminde daha fazla söz sahibi olmak için bir birlerinin gözünü oyuyorlar. AKP’nin kapatılması davası ve yargıtay, danıştay ve genelkurmay açıklamaları bu gerçeğin somut göstergeleri.


Haliyle işçi ve emekçi yığınlar, gittikçe ağırlaşan yaşam koşulları ile yüz yüzedir. Yeni zamlar ve vergiler işçi ve emekçilerin yaşamını çekilmez hale getirmektedir. Büyüyen enerji krizinin egemen sınıflar üzerindeki olumsuz etkiside, yeni zamlar, ücretlerin en aşağıda tutulması, çalışma saatlerini uzatma, esnek çalışmayı dayatma, işten atma, kuralsız çalıştırılma gibi yollarla emekçilere yüklenmektedir. Emekçilerin, yarını için hiç bir güvencesi yoktur.


Zamlara, vergilere, işsizlik ve faşist baskı ve teröre karşı mücadele günümüzün önemli görevidir; sesimiz yükseltmemiz, mücadeleye atılmamız zorunludur. Protesto miting, yürüyüş, toplantılar yoluyla, iş durdurarak ve diğer bütün araçlarla artan sefalete ve baskıya karşı mücadele edelim, sesimiz çıkartamadığımız sürece, hakim sınıfların üzerimize daha fazla yük bindireceğini unutmayalım.

Dahası bu ücretli kölelik düzeni devrimle kökten yıkılmadıkça, anti-emperyalist demokratik devrimden hızla sosyalizme geçilmedikçe, işçi ve emekçilerin kutuluşu imkansızdır. Zamlara, artan hayat pahalılığına, işsizliğe ve faşist baskı ve teröre karşı mücadelemiz işbirlikçi tekelci sermayenin ve büyük toprak sahiplerinin iktidarını yıkak ve emperyalistlerin bağımlılık zincirlerini koparıp atmak için çeşitli milliyetlerden işçi ve emekçiler güçlerini birleştirmediklerinde kölelikten kurtulup, sefaletin ve zulmün bataklığından çıkmayız.
İşte bu nedenle zamanlara, vergilere işsizliğe, kirli savaşa, faşist baskı ve teröre karşı, iş, ekmek ve özgürlük için yürüttüğümüz mücadeleyi, anti-emperyalist demokratik devrim ve duraksamaksızın sosyalizme giden yolda faşist MGK diktatörlüğüne karşı mücadeleyle birleştirmeliyiz. İşçi ve emekçi yığınları özgürlüğe kavuşturacak olan, yoksulluğu ve sefalete, faşist zulme son verecek olan mücadele yolu budur. Bu devrimci yola sıkıca sarılarak ilerlemeliyiz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
ZAMLARA ZÜLME VE FAŞİŞT TERÖRE KARŞI MÜCADELEYİ YÜKSELTELİM !
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» YÖK'ten Katsayıya Karşı Yeni Formül

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
DEVRİME ADIM ADIM :: Siyaset :: İç Politika-
Buraya geçin: