DEVRİME ADIM ADIM


 
KapıAnasayfaRadyoTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Açlık Ve Yoksulluğun Adı Akp

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
firaarii
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 135
Yaş : 29
Nerden : bilinilmeyenden
Hangi Takımlısınız : beşiktaş
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 02/06/08

Rep puanı
Rep Puanı:
10/1000  (10/1000)
ceza puanı:
0/10  (0/10)
MesajKonu: Açlık Ve Yoksulluğun Adı Akp   Perş. Tem. 10, 2008 1:18 am

Açlık Ve Yoksulluğun Adı Akp
AKP hükümeti ve emir eri burjuva yazar çizer takımı ekonominin durumunun iyi olduğu yalanını pompalaya dursun, veriler açlık ve yoksulluğun derinleşerek sürdüğü ve günlük 1 dolar bile bulamayan milyonlarca kişinin “allaha şürederek” aşevlerinin önünde kuyruk oluşturarak yada bedavyada bedava ekmek dağıtılan fırın-bakkalların müdavimleri olarak yaşama tutunma mücadelesi içinde oldukları görülüyor.
“ Aç ve açık kalan kimse yoktur, allaha şükrü herkes mutlu yaşıyor" yalanının ardında, kocaman bir yoksulluk,işşsizlik ve umustzuluk çıkıyor. Toplumun yüzde 60’ya yakın bir kesimi ekonomik-politik nedenlerden dolayı psikolojik travma yaşıyor, cinnet geçirenden çeteleşmeye, kapkaççılıktan fuhuşa kadar toplum yozlaşma ve çürüme içinde kıvranıyor.
Nitekim gerçekleri çarpıtılmış bilgi ve verilerle tersyüz etmeyi bir marifet sayan yerli ve yabancı tekellerin uşağı AKP hükümeti, ne yapsada mizrağı çuvala sığdıramıyor Keza kendiside bir sermaye kuruluşu olan : Ankara Ticaret Odası’nın (ATO) araştırmasına göre, Türkiye nüfusunun yüzde 15.4’ünün açlık sınırının altında, açlık sınırının altındakilerle beraber yüzde 74’ünün de yoksulluk sınırının altında gelirle geçinmeye çalışıyor. Türkiye’de açlık sınırının altında bulunan nüfus 10.9 milyona, yoksulluk sınırının altındaki nüfus (açlık sınırı altında kalanlar dahil) ise 52.3 milyona ulaşıyor.
ATO bu araştırmayı yaparken şöyle bir yöntem kullanmış: Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) en son 2005 yılı için yaptığı bir gelir dağılımı araştırması var. Bu araştırmada yüzde 5’lik dilimlere göre ortalama hane gelirleri hesaplanmıştı. ATO, 2006 ve 2007 yılında özel nihai tüketim harcamalarında yaşanan cari fiyatlarla artış oranlarını hesaba katıyor. Hatırlanacağı gibi hane halkı özel tüketim harcamaları cari fiyatlarla 2006 yılında yüzde 14.9 ve 2007 yılında da yüzde 13.2 olmak üzere iki yılda toplam yüzde 30.1 oranında artmıştı.
Bu rakamlar ülke halkının içinde bulunduğu ekonomik tablonun genel hatlarını açık seçik ortaya koymaktadır. İşbirlikçi tekelci sermayenin tatlı kârlar vurması, genel rakamlara bakılarak ekonomi hakkında pembe yorumların yapılmasına neden olmaktaydı. Cari açığın yükselmesi, faiz ve borçların yükselmesi, “ekonomi çarkının sorunsuz dönmeye devam etmesi” karşısında önemsiz görülüyor, ekonominin genel yapısının sağlam olduğu, artık krizlerden etkilenmeyeceği propagandası yapılıyordu.






Ama durumun böyle olmadığı kısa bir süre önce ortaya çıkmaya başladı. Enflasyon yükseliyor, fiyatlar artıyor, ekonominin büyüme hızı yavaşlıyor, durgunluk belirtileri görünmeye başlıyor. Bütün bu tablonun üzerinde ise halkın yaşamını doğrudan yansıtan yoksulluk ve açlık manzarası bulunuyor. Yoksulluk ve açlık sınırının altında yaşayan 52.3 milyon insan var. Bunların 10.9 milyonu ise açlık sınırının altında yaşıyor. Genel gidişata bakıldığında, gelişmeler bu rakamların azalmayacağını, aksine, artacağını ortaya koyuyor. Çünkü işbirlikçi büyük sermayenin çıkarlarını savunan AKP Hükümeti’nin aldığı “ekonomik tedbirler”, emekçi halkın değil büyük sermayenin çıkarlarını korumak, karlarını artırmak üzerine kuruluyor.
Peki emekçi halka ne düşüyor? Emekçi halka düşen, işsizlik, açlık ve yoksulluktur. AKP Hükümeti’nin bu yoksulluğa bulduğu çare, yoksul ama onurlu insanların gururunu kıracak cinstendir; bu çare yardım için el açmak, iane ile yaşar duruma gelmektir! Hükümet bu tabloyu bilmez değildir. Ama o bu tablonun sorumluluğunu kendisinin dışında her şeyin, her kişinin üzerine yıkmaktadır. Oysa açık seçik görülmektedir ki; bu tablonun sorumlusu IMF, Dünya Bankası programlarının uygulanması, daha dün fabrikasında çalışan işçinin, “özelleştirme” saldırısı ile işsiz hale getirilmesi, tarlasını ekip biçen küçük üreticinin tarım yapamaz hale gelmesi; destekleme, taban fiyatlarının masrafları bile karşılamayacak düzeylerde tespit edilmesi, sürekli borçlanma ve bunların faizlerinin artması, sıcak paranın gelmesi, teşvik için verilen yüksek faizler ve bütün bunların halkın soyulması üzerinden gerçekleşmesi nedeniyle, halkın yoksulluğunun artmasıdır.
AKP Hükümeti bütün bu tablonun birinci dereceden sorumlusu durumundadır. Kapatma davası nedeniyle kendisini mazlum ve mağdur göstermeye çalışmasının hiç bir haklı tarafı yoktur. Ekonomide halkı ezici ve yoksullaştırıcı programlar uygulayan hükümet, politikada da generallerle ittifak içinde demokrasi ve özgürlük mücadelesini engelleyen bir halk düşmanı çizgi üzerinde ilerlemiştir. AKP’nin kapatılma nedeniyle demokrasiden bahsetmesi takiyeden başka bir anlam ifade etmemektedir.
İşte tam da bu ortamda işçi emekçi ve Kürt halkın mücadelesini birleştirmeye çalışmak daha bir aciliyet taşımaktadır.İşçi ve emekçi ve Kürt halkının, yaklaşan fırtınaya hazırlıksız yakalanmamalı önem taşıyor. İşbirlikçi tekelci sermayenin ve onun AKP emir eri hükümetinin, ekonomik kötü gidişin tüm faturasını işçi ve emekçi halka ödetmesi, halkın bunu kabul etmesi kader olarak görülemez. Bu ağır faturayı engellemek olanaklıdır ve bunun için tüm işçi ve emekçi güçleri tek bir merkezde birleştirmek gerekir. Haliyle işçi,emekçi ve Kürt halkını daha fazla sömürü, baskı ve zulüm altında tutmayı amaçlayan bu saldırı dalgasını geri püskürtmenin yolu örgütlü birleşik mücadeleyi acilen örmekten geçiyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Açlık Ve Yoksulluğun Adı Akp
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
DEVRİME ADIM ADIM :: Siyaset :: İç Politika-
Buraya geçin: