DEVRİME ADIM ADIM


 
KapıAnasayfaRadyoTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 "beyaz Gül-direniş Hareketi" Ya Da "beyaz Gül'ün Iade-i Itibarı"

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
firaarii
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 135
Yaş : 28
Nerden : bilinilmeyenden
Hangi Takımlısınız : beşiktaş
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 02/06/08

Rep puanı
Rep Puanı:
10/1000  (10/1000)
ceza puanı:
0/10  (0/10)
MesajKonu: "beyaz Gül-direniş Hareketi" Ya Da "beyaz Gül'ün Iade-i Itibarı"   Ptsi Haz. 02, 2008 9:24 pm

"işte bu yüzden gül kırmızı değil, beyaz olmalı ;çünkü beyaz, cinler ve tüm meleklerin rengidir." *
Martin Luther

‘Beyaz gül’, Almanya’nın Münih Üniversitesi’nde öğrenim gören bir grup öğrencinin nazi rejimine karşı başlattığı pasif direnişin ismidir. Hans ve Sophie Scholl kardeşlerin önderliğindeki harekete, öğrenciler Christoph Probst, Willi Graf, Alexander Schmorell ve üniversite profesörlerinden Kurt Huber katılır.

Grubun sempatizanları arasında Hans Conrad Leipelt, Marie-Luise Jahn, Hans Hirzel, Susanne Hirzel, Heinz Brenner, Franz J. Müller, Eugen Grimminger , sonradan rejisör olarak tanınan Falk Harnack , Christoph Probst’un kaynatası Harald Dohrn ve mimar Manfred Eickemeyer’den atölyesini kiralayarak anahtarları buluşmalarını gerçekleştirebilmeleri için Hans ve Sophie Scholl kardeşlere teslim eden ressam Wilhelm Geyer vardır. Kitapçı Joseph Söhngen ise basılı el ilanlarını deposunda saklamakla görevlidir.

Direniş 1942 yılının Haziran ayının sonunda başlar. Temmuz sonuna kadar Alexander Schmorell ve Hans Scholl Münih bölgesinde oturan aydınlara posta yoluyla kaleme aldıkları ilk 4 el ilanını yollarlar. Onlara hemen Sophie Scholl ve Willi Graf da katılır. Grubun erkek üyeleri Temmuz sonunda başlayan okul tatili nedeniyle doğu cephesine, Rusya’ya savaşa gönderilir. Sonbahar sonuna doğru cepheden dönen grup direniş faaliyetlerine tekrar bıraktığı yerden başlar.

Ocak 1943’te Stalingrad kuşatması kaybedilmiştir. Almanya tarafında 230 000 (iki yüz otuz bin) asker ve Rusya’da toplam 1 000 000 (bir milyon) insan ölmüştür. Alexander Schmorell, Hans Scholl ve Willi Graf 3., 8. ve 15. Şubat tarihlerinde geceleyin ziftle Münih Üniversitesi duvarlarına ‘Kahrolsun Hitler’ ve ‘Özgürlük’ sloganlarını yazarlar.

‘’Komilitonlar ! Komilitonlar !’’

başlığını taşıyan 5. el ilanı Prof.Kurt Huber tarafından kaleme alınır ve adreslere gönderilir ve elde kalan el ilanlarının Münih Üniversitesi’nde dağıtılması konusunda karara varılır ve bunun için Sophie Scholl görevlendirilir. 18 Şubat 1943 tarihinde Sophie Scholl ve sonradan ona yardım için katılan Hans Scholl okul hademesi Jakob Schmied tarfından fark edilir ve Gestapo’ya teslim edilir. Halk Mahkemesi Hakimi Roland Freisler Scholl kardeşlerin 22 Şubat 1943’te Giyotin ile idamlarına karar verir. Scholl kardeşler ve Christoph Probst 22 Şubat günü karar hemen infaz edilir. Ardından Prof. Kurt Huber, Willi Graf ve Alexander Schmorell 13 Temmuz 1943’te yapılan 2. duruşmada idam cezası alır. Kurt Huber ve Alexander Schmorell aynı gün München-Stadelheim hapishanesinde idam edilirler. Willi Graf’ın cezası 12 Ekim 1943’te infaz edilir. Sonradan tanınmış bir rejisör olarak karşımıza çıkan Falk Harnak delil yetersizliğinden beraat etse de Aralık 1943’te toplama kampına gönderilmek istenilir, fakat kaçmayı başarır.

Direnişin ismini bir çok araştırmacı B.Traven’in romanı ‘Beyaz Gül’ ile ilişkilendirmeye çalışsa da, Hans Scoll ismi nasıl seçtiğine dair 20 Şubat 1943 tarihinde tutuklanmasının ardından verdiği ifadesinde şu bilgiyi verir :

‘’ ‘Beyaz Gül’ e dönmem gerekirse şunu açıklamak istiyorum : ‘Beyaz Gül’ bilinçli bir seçimdi. Belki duygusal olarak bu ismi seçtim, çünkü Brentano’nun İspanyol romansları 'Rosa Blanca'sını (Beyaz Gül’ü) okuduğumdan etkisi altında kalmış olabilirim. Bunun İngiliz tarihindeki ‘Beyaz Gül’le bir bağlantısı yoktur.’’

Direnişin altında hıristiyan motifleri bulunsa da, esas motif insanlığa karşı işlenen suçtur.

Hans Scoll’ün direniş için ‘Beyaz Gül’ü seçmesini ben tarihin bir cilvesi olarak görüyorum, zira yahudi düşmanlığının körükçülerinden, hatta nasyonal sosyalizm’in yahudi tezinin fikir babası sayabileceğimiz ve armasında ‘Beyaz Gül’ taşıyan Martin Luther’e dönecek olursak, bunun ‘Beyaz Gül’ün İade-i İtibarı’ olarak düşünebiliriz; Martin Luther, 1523 yılında bir yazısında Hz.İsa’nın bir yahudi, yani Tanrı’nın milletinden olduğunu savunur ve yahudilere karşı şiddet kullanımına karşı çıkar ve sosyal izolasyonlarının ‘’onları düzeltmek’’ aşamasında, yani hıristiyanlığa döndürülmede bir engel olduğunu söyler.

Başlattığı kilise reformasyonundan sonra yahudileri döndürebileceğini ümit eden Martin Luther hayal kırıklığına uğrar ve zamanla tam bir yahudi düşmanı kesilir. 1538 yılında ‘İyi Bir Arkadaşa Yollanan - Yahudilere Karşı Mektup’, 1543 yılında ‘Yahudiler ve Yalanları’, 1544 yılında ‘Vom Schem Hamphoras und vom Geschlechte Christi’ tarih ve isimli yazma eserlerinde yahudileri hıristiyanlığın baş düşmanı şeytanla bir tutar. 1543 tarihli ‘Yahudiler ve Yalanları’ adlı yazmada söyle der :

‘’öylesine umarsız, kötülük ve zehir dolu, şeytani bir şeydir bu yahudilerin etrafını saran; 1400 yıldır çektiğimiz püsküllü beladır bunlar, bizi saran veba salgını gibiler ve tüm bahtsızlığımızdırlar ve hala da öyleler. Velhasıl, bunlar tümüyle şaytandırlar. Eğer elimden gelse nerde görsem onu (yahudiyi) yere serer ve öfkemle, delik deşik ederdim kılıcımla. Evet, kendi vatanımızda bizi (hıristiyanları) esir etmişlerdir; bizi ter içinde çalıştırıyor, para ve toprak kazanıp soba ardında tembelce oturup armut pişiriyor, yiyor, içiyor, rahat ve iyi bir şekilde bizim kazandığımız para ve yerler sayesinde yaşıyorlar. Bizleri, malımzı ve mülkümüzü tefecilikleri ile ele geçirmiş ve bizimle alay edip tükürüyorlar bir de bize; çalışıp onlara tembel bir yaşam sağladığımız için ... yani, onlar efendimiz, biz de uşaklarıyız.’’

Kaiser İmparatorluğu yahudi düşmanı Adolf Stöcker, nasyonal sosyalizm savunucuları Alfred Rosenberg ve Julius Streicher, ırkçılık tezlerini hep Martin Luther’in düşünce dünyası üzerine inşa etmişlerdir. Hitler ve nasyonal sosyalizmin yahudilere yaptıkları, Martin Luther’in ‘’Yahudilerle Başa Çıkabilmenin Yedi Yolu’ başlığı altında yazdıklarına şaşırtıcı bir şekilde benzemektedir :

‘’Evela havraları ve okulları yakıla ve yanmayan ne varsa üstüne toprak tepelene ki hiçbir insan ebediyen bir taşını veya çamurunu görmiye bir daha; böyle yapıla ki efendimiz ve hıristiyan alemi şereflendirile ve Tanrı hıristiyan olduğumuzu göre. – ikinci olarak, evleri de aynı şekilde yakıla ve yıkıla, çünkü okullarında yaptıklarını evlerinde de yapar bunlar. Yahudiler tıpkı çingeneler gibi bir çatı altına veya ahıra toplanıla ki vatanımızda efendi olmadıkları anlaşıla – üçüncü olarak; şirk, yalan, beddua ve iftira dolu olan tüm dua kitapları ve talmudları ellerinden alına – dördüncü olarak; hahamlarına vaaz etmeleri yaşam pahasına yasaklana – beşinci olarak; sokağa çıkmaları tamamen yasaklana – altıncı olarak; tefecilik yapmaları yasaklana ve tüm paraları, altın ve gümüşlerine el kona. –yedinci olara; genç yahudi oğlanları ve kızlarının eline harman döveni, balta, çapa, bel, kirman ve mekik verile ki alın teriyle ekmeklerini kazananlar’’

‘Beyaz Gül’direniş hareketinin İki numaralı el ilanından bir bölüm :

‘’ Bu el ilanını yahudi sorusuna bir cevap aramak için yazmıyoruz, burada bir savunma yazısını da kaleme almak istemiyoruz, hayır, sadece gerçeğe kısaca değinmek istiyoruz : Gerçek, Polonya’nın işgalinden sonra 300 000 (üçyüzbin) yahudinin bu ülkede en vahşi şekilde katledildiğidir. Burada insanlık onuruna karşı işlenen en korkunç suçu görüyoruz. Tüm insanlık tarihinde benzeri görülmemiş ve kıyaslanamayacak bir suç. Yahudiler de insandır -yahudi konusuna nasıl bakarsak bakalım- ve bu suç insanlara karşı işlendi. Belki biri diyebilir ki, yahudiler böyle bir kaderi hak etti ; bu iddiaya yeltenmek canavarca olur, ama diyelim ki biri bunu dedi, o zaman tüm Polonya’’lı soylu gençlerin yok edildiği gerçeğine (Tanrı adına; bu böyle olmasın !) ne diyecek ? Bu nasıl olur diye soruyorsunuz ? Tüm 15-20 yaş arası Polonya’lı soylu gençler Almanya’ya toplama kamplarında zorunlu çalıştırılmaya ve bu yaş aralığındaki tüm kızlar da Norveç’e, SS- Genelevlerine götürüldü. ’’

Beşinci el ilanından bir bölüm :

‘’ Almanlar ! Çocuklarınızın da yahudilerin başına gelenlerle aynı kaderi paylaşmasını ister misiniz ? Sizi kandıranlarla bir mi tutulmak istiyorsunuz ? Sonsuza kadar tüm dünya tarafından nefret edilen ve dışlanan millet mi olmak istiyorsunuz ? Hayır ! ’’

VI. el ilanı Helmuth von Moltke vasıtası ile iskandinav ülkeler üzerinden İngiltere’ye ulaşır ve çoğaltılarak anti propaganda amacı ile ‘’Bir Alman El İlanı - Münih’li Öğrencilerin Manifestosu’’ başlığı ile 1943 sonbaharında İngiliz kraliyet savaş uçaklarından 1.5 milyon adet Almanya semalarına bırakılır. Gökten ‘beyaz gül’ yaprakları yağar, ama faşizmin döktüğü kanları örtmeye yetememiştir milyonlarca beyaz gül yaprağı, ‘Beyaz Gül Direniş Hareketi’, beyaz gülün iade-i itibarı olmuştur ama...


Turgay Uçeren


* Martin Luther’in yazdığı 8 Temmuz 1530 tarihli bir mektubunda armasındaki beyaz gülün dair açıklamasından bir bölüm...



‘Beyaz Gül’ direnişçilerinin anısına yazılan tiyatro oyunları, opera ve çeklilen filmlerin yanı sıra Konstantin Wecker’in yazmış olduğu bir de şarkı vardır :

Şimdi sizi efsane yaptılar
ve sizi gerçek olmayanlara dokudular
çünkü bu -benzerisiz bırakır- birilerinin
vicdanını rahatlatır.

Bugün de rahatsız ederdiniz
bayraklar arasında duran herkes gibi
çünkü dik yürüyenlere her sistemde
tarihsel olarak itibar edilir.

Burası için çok önemliydiniz, Sophie ve Hans
Alexsandar ve tüm diğerleriniz
sadeliğiniz ve cesaretiniz
Tanrıya inanışınız – ah, bu ne iyi gelirdi !
Çünkü insaniyet, bunu anlayabilir insan
bu topraklarda hoş karşılanmaz
bu yüzden de göç etmeye karar verdi

Siz bağırdınız
başkalarının sustuğu yerde
Bir çığlık aslında pek bir şeyi değiştiremez
Siz beklediniz, siz kaldınız
Siz bağırdınız
başkalarının sustuğu yerde –
Bunu yapmaktı zaten ve
zafer kazanmak değil !

Belki bu ülke biraz daha insani o zamandan beri
ama hala çökertilip tekmeleniyor insanlar
İsar kıyılarında güz çok güzel
ve ormanlarda roketler depolanıyor şimdi.

Ben sizinle canıgönülden
bir kaç saat beraber oturmak isterdim
bana bu yakınlığınıza rağmen, uzaksınız bunun için
ama buna rağmen kulaklarımı açacağım.

Burası için çok önemliydiniz, Sophie ve Hans
Alexsandar ve tüm diğerleriniz
sadeliğiniz ve cesaretiniz
Tanrıya inanışınız – ah, bu ne iyi gelirdi !
Çünkü insaniyet, bunu anlayabilir insan
bu topraklarda hoş karşılanmaz
bu yüzden göç etmeye karar verdi.

Siz bağırdınız
başkalarının sustuğu yerde
Bir çığlık aslında pek bir şeyi değiştiremez
Siz beklediniz
Siz kaldınız
Siz bağırdınız
başkalarının sustuğu yerde –
Bunu yapmaktı
ve zafer kazanmak değil !

Siz bağırdınız
başkalarının sustuğu yerde
Bir çığlık aslında pek bir şeyi değiştiremez
Siz beklediniz
Siz kaldınız
Siz bağırdınız
başkalarının sustuğu yerde –
Bunu yapmaktı zaten
ve zafer kazanmak değil !


Konstantin Wecker
Çeviri : Turgay Uçeren

Kaynakça :

Heinrich Fausel : D. Martin Luther. Leben und Werk, 2 Bände (aus Luther-Sicht); Neuhausen-Stuttgart: Hänssler, 1996
Horst Herrmann : Martin Luther - Eine Biographie; Berlin: Aufbau-Taschenbuch-Verlag, 2003
Detlef Bald : Die Weiße Rose, Berlin 2003
Inge Scholl : " Die Weiße Rose", Frankfurt am Main 1955 (Erw. Neuausgabe: Feb 1993). Fischer Verlag Harald Steffahn : Die Weiße Rose. Rowohlt, Reinbek 1992
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
"beyaz Gül-direniş Hareketi" Ya Da "beyaz Gül'ün Iade-i Itibarı"
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
DEVRİME ADIM ADIM :: Devrim :: Devrim Tarihi :: Dünya Devrim Tarihi-
Buraya geçin: