DEVRİME ADIM ADIM


 
KapıAnasayfaRadyoTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 bu dünyaya eziyet çekmek için gelmiş olamayız

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
firaarii
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 135
Yaş : 29
Nerden : bilinilmeyenden
Hangi Takımlısınız : beşiktaş
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 02/06/08

Rep puanı
Rep Puanı:
10/1000  (10/1000)
ceza puanı:
0/10  (0/10)
MesajKonu: bu dünyaya eziyet çekmek için gelmiş olamayız   Çarş. Haz. 04, 2008 10:36 pm

"Uzun bir yaşam boyu toprağı kazdınız, artık tiranlarınızın mezarlarını kazın. Şatoları siz yaptınız, şimdi yıkın onları ve özgürlüğün evini kurun." (*)


Fransa'daki 1830 Devrimi, bazı Alman eyaletlerinde de ayaklanmalara yol açtı. Ren Nehri'nin kıyısındaki bu eyaletlerde yaşayan köylüler, dinin ve feodallerin baskılarına karşı "bu dünyaya eziyet çekmek için gelmiş olamayız" diyerek bayrak açtılar.

Yoksul köylülerin isyanına önderlik edenlerden biriydi Georg Büchher. Arkadaşlarıyla birlikte Hessen Köy Habercisi adlı bir dergi yayınlıyorlardı. 1834 Temmuz'unda köylüleri ayaklanmaya çağırmak için bir bildiri hazırlayıp dergilerinde yayınladılar. Bildirinin başlığında şöyle yazıyordu:

"Kulübelere Barış! Saraylara Savaş!"

Dini önyargıları usta darbelerle yerle bir ediyordu Georg Büchher. O güne kadar "tartışılmaz" sayılan vergileri, harçları sorguluyordu. Mahkemeleri, en önemlisi zenginlerle yoksulların yaşamları arasındaki binlerce farkı sorguluyordu. Devrimci basının en güzel örneklerinden biri olan bu bildirinin başlığı, uzun dönemler, işçilerin, köylülerin sloganlarından biri oldu. Ezilen kitlelere seslenenler, nasıl sesleneceklerine dair bu bildirinin üslubunu, muhtevasını kendilerine rehber yaptılar. Tüm emekçileri, savaşa, soylularla ve burjuvaziyle ölümüne bir savaşa çağıran bir slogandır o. Tüm emekçilerin birleşmesine, onları birbirlerinden ayıran nedenlerin bir yana bırakılmasına bir çağrıdır. Bu tarihi bildirinin geniş bir bölümünü aşağıda sunuyoruz.

*

"KULÜBELERE BARIŞ! SARAYLARA SAVAŞ!

"1834 yılında, sanki İncil yalanlarının cezasını çekiyormuş gibi bir görüntüyle karşı karşıyayız. Sanki Tanrı köylülerle zenaatkarları beşinci günde, prensleri ve asilleri ise altınCI günde yaratmış ve onlara ‘dünya üzerinde sürünen bütün mahlukata hükmedin' diye emretmiş, köylülerle zenaatkarları da haşarat arasında saymış gibi... Asillerin yaşamı uzun bir pazar günü gibi: Güzel evlerde oturuyorlar, zarif kıyafetler giyiyorlar, tombul yüzleri var ve ayrı bir dil konuşuyorlar; halk ise önlerinde tarlada gübre gibi yatıyor. Köylü sabanın peşinden yürüyor, asil ise hem onun hem sabanın arkasından yürüyüp hem onu hem öküzü güdüyor ve başağı kendi alıp anızı ona bırakıyor. Köylünün yaşamı uzun bir iş günü gibi: Ekinini onun gözleri önünde başkaları kemiriyor, gövdesi baştan aşağı nasır, teri asillerin sofrasında tuz. (...)

"Siz, patatesinizi çalan komşunuzu dava edebilirsiniz; ama hele bir devletin hergün vergi ve harç adı altında, bir kıta dolusu lüzumsuz memurun sizin terinizle semirmesi için malınızdan yaptığı hırsızlıkları dava etmeye kalkışın; hele bir, birtakım yağ tulumlarının keyfine kaldığınız ve bu keyfiyetin adı yasa olduğu için dava açmaya girişin, devletin dolap beygirleri olduğunuz için, insan olarak haklarınızı yitirdiğiniz için dava açmayı deneyin; nerede o zaman bu davayı kabul edecek mahkemeler, nerede adalet dağıtacak hakimler? (...)

"Hele bir Darmstad'a gidin de, orada beylerin sizin paranızla nasıl eğlendiğini görün, sonra da ekmeğin başka midelere nasıl müthiş yakıştığını, sizlerin teriyle renklenen güzel kıyafetleri, ellerinizin nasırından kesilmiş zarif kuşakları, halkın kemikleriyle yapılmış mükemmel evleri aç karılarınıza ve çocuklarınıza anlatın; sonra da leş gibi kulübelerinize sürünün ve taşlı tarlanızda iki büklüm siftinin ki, belki onlar da günün birinde gidip prensin birinin prensesin birini nasıl becerdiğini, efendilerin üzerinde yemeklerini yediği masa örtüsünü kapı aralığından seyredebilsinler, köylülerin yağıyla yanan lambanın kokusunu azıcık duyabilsinler.

"Bütün bunlara tahammül ediyorsunuz, çünkü alçaklar size diyor ki: Bu hükümet Tanrı'nın hükümetidir. Bu hükümet Tanrı'nın hükümeti değil, yalanların babasıdır. Bu Alman prensleri meşru hükümetler değildir; (...) Alman prenslerinin gücü halkın yaptığı seçimden değil, ihanet ve yalan yere ettikleri yeminden gelir, bunun içindir ki varlıkları ve eylemleri Tanrı tarafından lanetlenmiştir; bilgelikleri aldatmaca, adaletleri eziyettir. (...)

"Yıllar boyu köleliğin dikenli tarlasında iki büklüm çalıştınız, şimdi yaz olsun, özgürlük bağlarında terleyin ve kendinizi bininci ekleminize kadar özgür hissedin.

*

Bu çağrı yapıldığında yıl 1834'tür. Henüz "komünizm hayaleti Avrupa'nın üstünde" dolaşmamaktadır ve Komünist Manifesto da yazılmamıştır. Ama aslında, Manifesto'yu satır satır işte bu ayaklanmalar, bu bilinçlenme hazırlamaktadır.

"Kulübelere Barış! Saraylara Savaş!" başlıklı bildiri, Manifesto'da görünmeyen bir satır olmuştur belki.

*

Dönemin daha iyi anlaşılması bakımından Hessen Köy Habercisi adlı dergi hakkında bir bilgi daha ekleyebiliriz. Dergi bir "ön bilgi"yle dağıtılıyordu. Çünkü kendilerini "tanrının hükümeti" diye tanıtanlar, işçiler ve köylülerin sesini kesmek için her türlü zulme başvurmakta tereddüt etmiyorlardı. Hessen Köy Habercisi zor koşullarda yayınlanıyordu. Bu "ön bilgi" de bu zorlukların bir kanıtıydı:

"ÖN BİLGİ:

Bu gazetenin Hessen halkına doğrulardan haber vermesi gerekiyor, oysa doğruyu söyleyen asılıyor; doğruları okuyan bile, yalan yere yemin etmiş hakimlerce cezalandırılıyor. Bu nedenle, ellerine gazete ulaşanların şunlara dikkat etmesi gerekiyor: 1) Gazeteyi titizlikle, ev dışında bir yerde polisten saklamalısınız; 2) Okuduklarınızı yalnızca en sadık dostlarınıza açmalısınız; 3) Kendinizmiş gibi güvenemeyeceklerinizin bulunduğu yere gazeteyi gizlice bırakıverin; 4) Buna rağmen birisi okuduğu gazeteyle birlikte yakalanırsa, ifadesinde onu o an yöneticilere götürmekte olduğunu söylemelidir; 5) Gazeteyle birlikte yakalandığı halde aslında onu okumamış olan biri elbette suçsuzdur." (**)

*

1871 ilkbaharında, ezilenler Fransa'da bir kez daha ayaklanmışlardı. Ayaklanan işçilerin kurduğu Paris Komünü, sadece Fransa'yı değil, bütün Avrupa'yı ve elbette Almanya'yı da sarsmaya başlamıştı. Aynı 1830'larda "Kulübelere Barış! Saraylara Savaş!" bildirisinin yazıldığı dönemdeki gibi, Fransa'daki mücadele Almanya'yı etkilemiş ve bunun karşısında da Alman burjuvazisi, kendi sınırları içinde bir "Komün" ortaya çıkmaması için seferber olmuştu.

Paris Komünü, bilindiği gibi kanlı bir şekilde bastırıldı. Proletaryanın bu ilk iktidar olma girişimi yenildi. Burjuvazi bu sonuç üzerine bayram yaparken, Alman işçi sınıfı üzüntülü ve fakat öfkeli ve kararlıydı. Alman ilerici basının da Komünü selamlayan yazılar yayınlanırken, meclisteki tek sosyalist milletvekili olan August Bebel de parlamentoda Komün'ü selamlayan bir konuşma yaptı. Bu konuşma da çok tarihiydi, Alman sosyal demokrat hareketi, bu konuşmayla, burjuvaziyle, düzenle bağları tamamen koparıp, Komün'ü örnek aldığını ilan ediyordu. Bu tarihi konuşma, yukarıda aktardığımız tarihi bildirinin sözleriyle bitiyordu. Şöyle diyordu Bebel: "Beyler, şu anda Paris bastırılmış olsa da, Paris'teki mücadelenin sadece küçük bir öncü savaşı olduğunu, Avrupa'da meselenin esasının daha önümüzde durduğunu; ve birkaç on yıl geçmeden, Paris proletaryasının, 'Saraylara savaş, madenIere barış, sefalete ve atalete ölüm' narasının tüm Avrupa proletaryasının savaş narası olacağını size hatırlatırım!"
(*) (Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi, Cilt 1, Ekler Bölümü, syf:7)
(**) Age, syf. 7

alıntı..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
YunEm
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 75
Yaş : 26
Nerden : Evden
Hangi Takımlısınız : Beşiktaş
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 02/06/08

Rep puanı
Rep Puanı:
0/1000  (0/1000)
ceza puanı:
0/10  (0/10)
MesajKonu: Geri: bu dünyaya eziyet çekmek için gelmiş olamayız   Perş. Haz. 05, 2008 4:07 pm

paylaşım için teşekkürler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.dev-gen.tr.gg
firaarii
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 135
Yaş : 29
Nerden : bilinilmeyenden
Hangi Takımlısınız : beşiktaş
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 02/06/08

Rep puanı
Rep Puanı:
10/1000  (10/1000)
ceza puanı:
0/10  (0/10)
MesajKonu: Geri: bu dünyaya eziyet çekmek için gelmiş olamayız   Perş. Haz. 05, 2008 7:59 pm

ne demek usta ! Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
bu dünyaya eziyet çekmek için gelmiş olamayız
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
DEVRİME ADIM ADIM :: Siyaset :: Siyasi Gündem-
Buraya geçin: