DEVRİME ADIM ADIM


 
KapıAnasayfaRadyoTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Devrimci sınıf, Devrimci teori

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
firaarii
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 135
Yaş : 28
Nerden : bilinilmeyenden
Hangi Takımlısınız : beşiktaş
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 02/06/08

Rep puanı
Rep Puanı:
10/1000  (10/1000)
ceza puanı:
0/10  (0/10)
MesajKonu: Devrimci sınıf, Devrimci teori   Perş. Haz. 05, 2008 10:21 pm

Siyasal mücadele sahnesine çıktığımız andan itibaren devrimci sınıf, devrimci teori ve devrimci pratik arasında, birbirlerine kopmaz biçimde bağlı ilişkiye çok özel bir vurgu yapıyoruz. Proletaryanın iktidarı alması ve sürdürüp geliştirebilmesi için bu ilişkinin doğru kurulması, gereklerinin hakkıyla yerine getirilmesi gerekiyor. Aralarındaki diyalektik ilişkiyi gözetmeksizin bileşenlerinden herhangi birine verilecek ağırlığın, şekilsiz ve zaaflarla dolu örgütlenme ve mücadele anlayışlarına, çeşitli sapmalara yol açması, niyetlerden bağımsız olarak, kaçınılmazdır. Sınıf dışılık ya da sınıf kuyrukçuluğu; teorik darlık ve kısırlık ya da pratikten ve sınıf zemininden kopuk teorik arayış ve sapmalar; dar pratik pratikçi bakış ve tutumun herşeyin önüne konulması ya da pratiğin gerektiği kadar önemsenmemesi... Tüm bunlar, sözkonusu ilişkinin mücadelenin toplam ihtiyaçları doğrultusunda karşılanamamasının yolaçtığı olağan sonuçlardır. Kuşkusuz teori ile pratik arasında her zaman bir açı farkı olacaktır ve bu son derece olanağandır. Burada değinmek istediğimiz sorun ise daha farklı bir içeriğe sahiptir.

Sınıfın devrimci komünist partisi olma iddiası, yukarıda altını çizdiğimiz bütünlüğü gözeten bilinçli bir çabanın ürünü olarak bir varlık ve adına yaraşır bir kimlik kazanabilir. Parti tam da bu nedenle, bu ihtiyacı karşılamak için vardır: Sınıfı devrimci teori silahıyla donatmak, onu örgütlemek ve iktidar mücadelesine sevk etmek... Parti hem sınıfı örgütlemenin, hem de teori ile pratiğin bütünlüğünü sınıf zemininde sağlamanın vazgeçilmez aracıdır. Ne aydınca teorik çabalar, ne de teoriyi önemsemeyen dar pratikçi devrimcilik anlayışı sınıfın ihtiyaçlarına yanıt olabilir. Her üç alana da ayağını sıkı sıkıya basmayan, bu alanlardaki ihtiyaçları ve görevleri karşılamayan bir parti, gelişip büyüyemeyeceği gibi bir dizi zaafa düşmekten de kurtulamaz. Bir partinin önderliğinde birleşip mücadele edemeyen, devrimci teorinin silahlarıyla donanmayan bir sınıf da iktidarı alamaz. Hep vurgulandığı gibi, proletarya devrimci teoride silahlarını bulur, devrimci teori gücünü proleter sınıf mücadelesinden alır.


Bütünsel bir militan devrimci
sınıf kimliği için ideolojik teorik eğitim

Bu söylediklerimiz devrimci siyasal kişilik ve kimlik için de geçerlidir. Daha doğrusu, yukarıda söylediğimiz ilişkiler alanı devrimci kimlik kişilikte ve pratikte somutlanır. Devrimci sınıf zemini, devrimci ideolojik teorik gelişim ve devrimci sınıf pratiği, sınıf devrimcisi kimliğin temel köşe taşlarıdır. Birindeki bir zaaf ya da eksiklik, bu kimlik ve kişiliğe, siyasal pratiğin kendisine de doğrudan yansır. Devrimci kişilik ve kimliği, devrimci teorik birikimi edinmek ise bir eğitim sorunu, bir mücadele konusudur. Bu tarzda bir eğitim için doğru yöntemi kavramak ise sorunun devrimci çözümünün olmazsa olmaz adımıdır. Bu yöntemi edinmek devrimcileşmek demektir. Örgütlü sınıf devrimciliği ise bundan daha fazlasını gerektirmektedir.

İşçi sınıfını devrimci ideolojiyle silahlandıracak olan, partinin militanları, onların yürüttüğü bilinçli ve hedefli sınıf çalışmasıdır. Demek ki öncelikli olan, bir partinin ve onun militanlarının bu yeterlilik düzeyine ulaşması, devrimci teoriyi, pratik deneyim ve becerileri kazanmasıdır. Bu olmadan teori asla kendi başına mücadeleye kılavuzluk işlevini yerine getiremez. Zira öncülük ve kılavuzluk, dosdoğru pratik bir sorundur. Bunu pratikte çözmek için ise partiye, partili mücadeleye ihtiyaç duyulur.

Nasıl ki parti bu anlamıyla sınıfın kollektif iradesini yansıtmak, ona öncülük etme nitelikleriyle donanmak ve sınıf mücadelesinin tarihsel hafızası olmak durumundaysa, parti militanları da bu kollektif iradeyi ve tarihsel birikimi kazanmak, hayata geçirmek ve geliştirmekle sorumludur. Açıktır ki biz teoriyi donmuş ve değişmez, herşeye uygulanır dört dörtlük şablonlar olarak anlamıyoruz. Teorik eğitimi de kendi başına bir amaç olarak görmüyor, mücadelenin diğer alanlarındaki bağlarından koparmıyoruz. Öte taraftan teoriyi hiçbir biçimde küçümsemiyor, onu sınıf mücadelesinin canlı kılavuzu olarak ele alıyoruz. Teoriyi ve teoriye duyulan ihtiyacı tamamlanmış bir şey olarak da görmüyoruz. Teoriyi, ideolojik teorik eğitimi bilinçli ve hedefli sınıf mücadelesi ile bağı içinde ele alıyoruz. Eğitimi ise bir takım kitabi bilgilerin edinilmesine indirgemiyoruz. İşçi sınıfı zaten kendiliğinden bir bilince sahiptir, kendiliğinden bir mücadele sürdürmektedir. Bu haliyle her türden sınıf dışı olumsuz etkilere ve akımlara (ekonomizm, reformizm, sendikalizm vb.) açıktır. Devrimci teoriye ve ideolojik politik eğitime duyulan ihtiyaç tam da bu nesnelliğin sonucunda ortaya çıkıyor. Militan sınıf devrimcisi olmak, sınıfın örgütlenme ve önderlik ihtiyacına yanıt vermek kaçınılmaz olarak böyle bir eğitim disiplinini gerektiriyor.

Partinin birikimine yaslanmalı,
mücadele okulundan öğrenmeliyiz

Teorik gelişmeyi ve eğitimi sınıf mücadelesinin, işçi sınıfının bir ihtiyacı olarak ele alıyoruz. Kendi eğitimimizi de bu amaç ve ilişki düzleminde kuruyoruz. Bu asla kitabi ve tek yönlü bir eğitim demek değildir. En geri durumunda bile işçi sınıfından, onun mücadele pratiğinden öğreneceğimiz çok şey vardır. Sınıftan, sınıf mücadelesinin pratiğinden öğrenmeyenlerin ona öğretecekleri bir şeyleri de olamaz. Zira, “öncelikle öğretenlerin eğitenlerin öğrenmeye eğitilmeye ihtiyacı var”dır. Bunu da ancak sınıfın partisinin birikimini edinerek, onu kendisine dayanak yaparak, bilinçli ve hedefli bir faaliyet yürüterek edinebiliriz. Kısacası, hayatın ve mücadelenin canlı bilgisidir, sınıfın eğitimidir bize gerekli olan. Bunun yolu da öncelikli olarak örgütlü partili kimliği edinmekten geçiyor.

Partimizin ideolojik teorik birikiminin, bunun ürünü olan programımızın partililer tarafından önemsenmesi, eğitim konusu edilmesi ve özümsenmesi büyük bir önem taşıyor. Eğer partinin teorik birikimi ve programı herşeyden önce bizim için bir kılavuz olamıyorsa, bunu sınıfa maletmeyi asla başaramayız. Bu, buna bireysel olarak ihtiyaç duyup duymamama sorunu değil, partili kimlikle bütünleşip bütünleşememe, sınıfa önderlik edebilecek vasıflara ulaşıp ulaşamama sorunudur. Eğitim sorunumuzun en temel halkası budur. Bu nedenle öncelikle bu alandaki ataleti, kendiliğindenciliği ve disiplinsizliği aşmak, bu alandaki zaafiyeti sistemli bir müdahalenin konusu haline getirmek durumundayız.

Eğitim sürecinin tamamlandığı, bir ihtiyaç olmaktan çıktığı bir durum ve düzey yoktur. Ve eğitim ihtiyacı ancak toplumsal olanaklar ölçüsünde, kolektif olarak, o da ancak bir yere kadar karşılanabilir. Hele de sözkonusu olan eğitim görme olanağından yoksun bir sınıfsa eğer, bu eksiklik çok daha büyük demektir. Nasıl ki burjuvazinin üretim araçları üzerindeki özel mülkiyet tekeli emekçiler için sömürü ve sefalet üretiyorsa, bilgi ve eğitim üzerindeki tekelci egemenliği de cehalet, bilimsel bilgiden yoksunluk üretiyor. Üstelik sınıf mücadelesinin sayısız ihtiyacı düşünüldüğünde, işçi sınıfının önderliği bu alanda çok daha kapsamlı görev ve sorumluluklarla karşı karşıyadır.

Meseleye ideolojik açıdan baktığımızda da benzer bir durumla karşılaşıyoruz. En ileri bilimsel bilgi ve teknolojiyi kârlarını artırmak için kullanan burjuvazi, her türden çağdışı gericiliği, yozluğu besleyip destekleyerek, bunları sınıf iktidarını korumanın kalkanı olarak kullanıyor. İdeolojik mücadele alanında devrimci teori, ancak bu kalkanı parçalayarak sınıfın elinde bir silaha dönüşebilir. Demek ki marksist leninist teori öncelikle sınıf devrimcilerinin elinde bir silah olmalıdır.

Öte taraftan işçi sınıfı, ancak ve ancak mücadele içerisinde, kendi özdeneyimlerinin de sağladığı açıklığın yardımıyla, kendisini silahlandıracak olan devrimci teoriyi ve eğitimi edinebilir. Bizler de ancak mücadele pratiği içinde militan bir sınıf kimliği kazanabilir ve önderlik yeteneğimizi geliştirebiliriz. Sınıfın önderlik ihtiyacını ancak bu tarzda karşılayabiliriz. Bunun için işçi sınıfının bir önderliğe ve örgütlülüğe, yani bir partiye ihtiyacı varsa, sınıf devrimcilerinin de sınıf pratiğine ihtiyacı var. Diğer yanıyla, partinin teorik birikiminden en ileri düzeyde yararlanma, parti programına hayatiyet kazandırma sorunu var. Burjuvazinin her türden gerici barikatını ancak böyle aşabilir ve sınıfla bütünleşebiliriz. Burjuvazinin örgütlü gücünü ancak sınıfın örgütlü gücüyle yıkabiliriz.


Eğitim kolektif bir faaliyet,
öğrenme bireysel bir ihtiyaçtır

Eğitimden ne anladığımızı, ihtiyaçlarımızın ne olduğunu, bunu gidermenin siyasal çerçevesini ve bu konudaki yöntemsel bakışımızı kısaca ortaya koymaya çalıştık. Sorunun güncel siyasal ve teknik boyutuna ilişkin olarak ise tartışılması gereken birçok nokta var. İşçi sınıfının mücadele ihtiyaçlarını karşılamak eğer partili mücadeleyi hakkıyla yürütmeye bağlı ise, bunun için ideolojik teorik eğitimin bir önceliği var. Partinin ideolojik teorik birikimiyle bütünleşmenin can alıcı bir önemi var. Sınıf devrimcisi kimliğini kazanmanın olmazsa olmaz bir belirleyiciliği var, vb.

Çalışmamızın politik düzeyi ve verimi herşeyden çok bunlara bağlıdır. Bu sorunu asgari düzeyde çözüm yoluna koymadan atılacak diğer adımların kalıcı ve ilerletici sonuçlar üretmesi beklenemez. Bu ise ancak çalışma kolektiflerinin ve birimlerinin belli bir disiplinle yürütecekleri, faaliyetin öncelik ve ihtiyaçlarını, kolektiflerin düzeyini gözeten pratik bir çalışmayla giderilebilir bir ihtiyaçtır.

Bu konuda birkaç noktaya dikkat çekmek istiyoruz.

Birincisi, böyle bir çalışmanın aracı kolektifler ve birimlerdir. Programatik bir temelde, uygun bir planlama ve hazırlık gerektiren böyle bir çalışma, temel bir görev ve sorumluluk olarak görülmek zorundadır. Böyle bir çalışmanın sürekli ve sistemli olması ve ihtiyaçlara göre planlanıp gündeme getirilmesi önemlidir. İdeolojik, siyasal ve pratik eğitimi, çalışmasının ve sorumluluğunun bir parçası olarak görmeyen bir kolektif ve birim kabul edilemez. Her kolektif ve birimin hayata geçirmek üzere hazırladığı bir eğitim programı olmak zorundadır. Bu programı çalışma hedeflerine uygun olarak planlamalıdır. Böyle bir bakış ve hazırlık olmaksızın, ne yeni kazandığımız güçleri ne de sınıfı hakkıyla eğitip ileri çekebiliriz.

İkincisi, her teorik mesele istenilse de ele alınıp hakkıyla işlenemeyeceğine göre, konu seçiminde iki temel ölçüt dikkate alınmalıdır: Güncel siyasal gelişmeler ve sınıf çalışmasının (sözkonusu birim ya da kolektifin yürüttüğü çalışmanın) ihtiyaçları.

Ancak somut güncel gelişmelerle bağlantılı ve somut ihtiyaçlar üzerinden yapılan eğitim kalıcı olur. Örneğin, eğer gündemde emperyalist saldırganlık ve savaş varsa, bizim eğitim çalışmamızın konusu da bir dönem için ağırlıklı olarak bu olmalıdır. Parti programında bu mesele nasıl ele alınıyor, yayınlarımızda sorun nasıl işleniyor, diğer anlayışların yaklaşımı nedir, konuyla ilgili temel klasik kitaplar neler söylüyor, vb. Ancak böyle bir yöntemle hareket edersek, geçmişin deneyimlerini daha iyi öğrenir, partinin çizgisini kavrar ve politik pratik çalışmamıza güç verebiliriz. Diyelim ki bu arada, genel siyasal gündemin yanı sıra, sınıf çalışmasında taban örgütlülüklerini oluşturmaya yönelik bir müdahale içindeyiz. Platform ve benzeri örgütlülükleri hayata geçirmeye çalışıyoruz. Bu işi daha iyi yapabilmek için dünyada ve ülkemizde taban örgütlülükleri konusundaki olumlu ve olumsuz deneyimleri içeren kaynaklara ulaşmalı ve bunları önümüze çekmeliyiz. Kendi deneyimlerimizi ve sınıf mücadelesinin geçmiş birikimini gözden geçirmeliyiz. Rusya’da sovyetler, İtalya’da işçi konseyleri vb. başka deneyimleri bilmek, sorunu daha iyi kavramamızın, daha etkili müdahalelerde bulunmamızın imkanlarını genişletecektir.

Üçüncüsü, doğal olarak bu kolektif eğitim, teorik ve ideolojik meselelerle, partinin politik çizgisinin kavranmasıyla ve genel güncel gelişmelerle sınırlı olamaz. Bunların yanısıra, mücadelenin gerektirdiği her türden önemli önemsiz pratik beceri ve yetenekleri kazanmak da kolektif eğitimimizin bir parçasıdır. Örneğin, propaganda ve ajitasyon temel önemde bir çalışma aracımızdır. Sınıfı örgütlemek ise örgütçülükte ustalaşmayı gerektirir. Çalışmamızın etkisini ve kapsamını geliştirmek bu alanlarda yetkinleşmemize bağlıdır. Bu ise, tek tek bireylerin yeteneklerinin ötesinde kolektiflerin çözmesi gereken bir sorundur.

İhtiyaçlar daha da uzatılabilir. Önemli olan bunları belirlemek, çabamızı sınıfın örgütlenme ve mücadelesinde ortaya çıkan bu sayısız ihtiyacı karşılamaya yoğunlaştırmaktır. Bu konuda verili olanla yetinmemek, her olanaktan yararlanmaktır. Teorik, ideolojik ve her türden eğitime duyduğumuz ihtiyaç, bugünkü sınırlarda da anlaşılamaz. İşçi sınıfının iktidar mücadelesi için ihtiyaç olan herşeyi edinmek, öğrenmek eğitimimizin temel konusudur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
YunEm
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 75
Yaş : 26
Nerden : Evden
Hangi Takımlısınız : Beşiktaş
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 02/06/08

Rep puanı
Rep Puanı:
0/1000  (0/1000)
ceza puanı:
0/10  (0/10)
MesajKonu: Geri: Devrimci sınıf, Devrimci teori   Paz Haz. 08, 2008 3:53 pm

teşekkürler ortak bu güzel paylaşım için. var ol...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.dev-gen.tr.gg
 
Devrimci sınıf, Devrimci teori
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
DEVRİME ADIM ADIM :: Siyaset :: Siyasi Gündem-
Buraya geçin: